Önceki yazıdan devam edelim. Önceki yazı için tıkla holografik evrene giriş yapıp varoluşun ontolojik çıkarımları üzerinden konuşmuştuk. Neye gerçek neye sanal diyebiliriz? Sonuçta meydana çıkan zorunlu realizmin birçok felsefi çıkarımı mevcut gördüğünüz gibi. Etkileşim ağları mı gerçek olan? bu etkileşimleri yaratan bilgi kalıpları mı? Bilginin kendisi etkileşimleri de içeriyorsa onlar da gerçek olarak tanımlanabilir mi? Holografik olanı gerçek kabul eder denklemleri buradan başlatırsak Standart model gibi bir yığın eksik ve tıkanmış sonuçlar doğuran modele varıyoruz. Uzayı ve zamanı pas geçip Sınır alandaki kayıtlı bilgi havuzunu gerçek kabul edersek te felsefi çelişkiler, paradokslar doğuyor. John Wheeler 'it from bit' dedi. Aslolanın bilgisayarlardaki 'bit' dediğimiz bilgi verileri olarak düşünülebileceğini önerdi. Kuantum bitleri yani qubitler veri hesaplayabilen bilgisayar birimi parçaları, bunların dolanıklık olar...
Eğitim görmüş aklın işareti, herhangi bir düşünceye onu kabul etmeden önce açık olmasıdır. ''Aristoteles''