Ana içeriğe atla

Parçalardan Bütüne Gerçeklik

 Bugün varoluşun terminal doğasını, gözümüzden kaçan büyük bir gerçeği açıklıyorum!!

 İddialı oldu biliyorum ancak parça parça anlatıp birleştireceğim. Tıpkı herşeyin parçalı doğası gibi :)

 Daha önce evrenin ve içindeki herşeyin aslında enformatif yapılardan oluştuğunu, yani fiziksel gerçekliği olmayan, bu gerçekliği doğuran kavramsal bir yapısı olduğunu konuşmuştuk. Bilginin doğasında önceki bilginin fonksiyonel etkisinin farklı bilgilerin sonuçlarıyla etkileşerek sonsuz bir devinimde yeni bilgiler türettiğinden bahsettik.


   Atomdaki Kütle Belirsizliği

 Şimdi bir atomu ele alalım. Çapı ortalama 0,1 nanometre. Nelerden oluşur? proton ve nötrondan oluşan bir çekirdek, etrafındaki orbitallerde olasılık bulutu şeklinde varoluşunu sürdüren belirli sayıda elektron. 

 Proton ve nötronlar da 3 er kuarkın olasılık bulutu şeklinde eşlenik bir enerji düzeyinde birbirlerine kilitlenmesinden ibarettir. Kuarkların boyutu ve elektronun boyutu birbirine benzer ancak bir proton, bir kuarktan bin kat büyüktür. 

 Burada bir parantez açalım. büyüklük ve hacim gibi özellikler bu mikro evrende anlamı çok silik ve tanımlayıcı olmayan kavramlardır. Bu seviyede elektronvolt ölçeğiyle enerjiden bahsederiz. Zira madde ve enerji birbirinin aynısı, parçacıkların farklı doğaları ve bunların kümülatif davranışları sonucu anlamlı bir hacim veya mesafeden bahsederiz. 

 Bir proton çok kararlı yapıdadır. 3 kuarktan oluşur. Bu kuarklar birbirlerine Güçlü Nükleer Kuvvet dediğimiz evrenin 4 temel kuvvetinden biri ile bağlanır. Bu kuvvetin taşıyıcı bozonu da Gluondur. Işık hızında hareket eder ancak aslında yoktur. Denge bozulduğunda kendisini gösterir. O vakte kadar sanaldır. Yani yoktur. 

 Bir protonun ise kütlesinin sadece %1 i bu kuarklardan gelir. Geri kalan %99 luk kısmı da Ne olduğunu özünde hiç bilmediğimiz, ancak denklemlerimizde değerler atadığımız, etkilerini gözlemlediğimiz (karadeliği bizzat gözlemlemek gibi) bu kuvvettir. yani saf, kuantize olmayan, potansiyel enerji...

 Enerji iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanır. burada bir iş yoktur henüz. Sadece ısı diyebileceğimiz titreşimler ve kuantum dalgalanmalarından kaynaklı enerjiye hiç ihtiyaç duymayan bir hareket vardır. 

 

proton

 Maddenin temel yapıtaşlarından olan iki yukarı + bir aşağı kuark birleşerek doğalarıyla hiçbir alakası olmayan, tamamen farklı bir kimliği olan başka bir yapıtaşı oluşturur. Protonu... Hem de sadece %1 ini. Gerisi nerden geliyor zerre bilmiyoruz.


   Gökyüzünde kuyruktan çıkan dumanı ve oluşum hızını görüp, uçağı hiç görememek, hatta bu dumanı çıkaranın ne olduğunu hiç bilmemek gibi. ''giden bişey var işte adına uçak diyelim ''.  

Zaten parçacıkların tamamında olay bundan ibaret. Özünde hiçbişey bildiğimiz yok. 

 O %99 nedir, nereden geliyor nasıl bişeydir hiç bilmiyoruz. Etkilerini biliyoruz sadece.

 Kuark özünde nasıl bişeydir nedir nasıl görünür hiç bilmiyoruz. Etkilerini hesaplayıp ''bu etkileri gösteren bişey işte'' diyoruz geçiyoruz.

 Tüm bunlar bahsettiğim enformasyonun ta kendisidir diyeceğim de diyemiyorum işte :)))

 

   Bütün Parçalarından Fazladır. 2+2=5 mi?

 Ölçebildiğimiz, deneyimlediğimiz herşey etkileşimler sadece, Bu etkileşimleri doğuran kavramsal tözler ise karadelik gibi direk içinin gözlemlenmesi yasak olan şeyler....

 

atomun yapısı

 Elektron da aileye dahil olunca doğası bir protondan, bir elektrondan tamamen bağımsız, bambaşka bir şey çıkıyor ortaya. Atom... 

 Elektron yüküyle yörüngesinde var olur, Enerji seviyeleri arası tünelleme  yapar, foton salar, ışınlana ışınlana hareket eder.

 Atom ise bambaşka davranır. Molekül oluşturur. Bağ kurar. Hacmi Kütlesi vardır. Determinist davranır elektronun aksine, kuarkların aksine...

 Moleküller de ayrı bir dert. İki hidrojen atomu ( felaket yanıcı), Bir oksijen atomu ( fena reaktif, kararsız, yakıcı) birbirine bağlanıp elektron bulutlarını paylaşırlar. Ortaya mükemmel kararlı, ateşi söndüren bambaşka bir madde çıkar. Su!! bir su molekülünün kütlesi, her zaman kendisini oluşturan atomlardan fazladır. Bu fazlalık molekül parçalandığında açığa çıkar. 


  Parçalar bir araya gelerek kendilerinden tamamen farklı, toplamlarından daha fazlası olan bambaşka bir şey oluştururlar. 

 Galaksiler mesela. İlk gözlemlendiği zamanlar içlerindeki yıldızlar, maddelerin kütleleri ve büyüklükleri hesaplanınca anlaşıldı ki var olmamalıydılar. Dağılmaları gerekirdi. Çünkü bir galaksinin içinde, o galaksiyi bir arada kararlı tutacak kadar madde yoktur. Yani toplam kütleçekim, o boyutlarda o kadar yıldızı bir arada tutmak için oldukça yetersizdir. E o zaman Neden dağılmıyorlar da mükemmel bir dengeyle bi merkez etrafında dönüyorlar? Bu kadar seyrek birşeyin dağılması gerekirdi.  

 Bizim göremediğimiz ve galaksinin tüm kütlesinin 5 katı fazladan kütle var demek ki diye düşündük. Görünmeyen, hayalet, elektromanyetik kuvveti görmezden gelen, ne olduğu hakkında hiç bir bilgimizin olmadığı birşey. Karanlık madde....

 Hiç birşey bilmiyoruz . Sadece yaptığı etkileşimi biliyoruz. O da sadece kütle çekim. Ama varolduğundan eminiz. 

 Tıpkı bir kuarkın, bir elektronun, bir karadeliğin varolduğundan %100 emin olduğumuz gibi. 


    İt From Bit, Bilgi mi temeldir, Varlık mı?

 O da bence, etkileşimini 4 temel kuvvet değil 1 kuvvetle, yani sadece kütle çekimle gösterdiği için kavramsal doğasını korumaya devam eden, Madde veya enerji olmak zorunda olmayan Enformasyon bileşenidir. Herşey enformasyon yani bilgi. Sadece Karanlık maddede tam bir madde doğasına kavuşmamış bir şekilde varoluşunu sürdürüyor. 

 Burada bilgiyi öznel anlamda kullanmıyorum. Yani bizim beynimizin kavrayış ve hayal kurma yeteneklerine hizmet eden, beynimizin dışardan alarak yoğurup biçim verdiği düşünce dilimizin kavramları değil. 

 Bildiğiniz nesnel Bilgi. Beynimize girmek zorunda olmayan, girdiği kadar evreni zihnimizde kurgulayan, bizden bağımsız kavramsal bir gerçeklikten bahsediyorum. Etkilerini Madde, Enerji, Karanlık madde, Karanlık enerji, Temel kuvvetler, Evrensel sabitler, Uzay dokusu, Zaman akışı, Kuantum etkileşimleri...... Varoluş namına her ne kadar kavram varsa onları doğuran üst boyutlu varlıklar olarak yani.  Doğası matematiksel denklemler olabilir. Ama ondan öte evrenin total madde ve enerji birikiminin kat kat fazlası miktarda olan, Gerçek varlığını görmemizin yasak olduğu (Aynı bir kuarkı, bir elektronu, bir karadeliği bizzat göremediğimiz gibi) gerçek varlıklar. 

 Evrenimiz de bu gerçek varlık aleminin etkileşimlerinden ibaret. 

 Yanan bir ateşe benzetebiliriz. Ateş katı değildir, sıvı, gaz, plazma da değildir. Bir madde değildir ancak gözümüzle baktığımızda uzayda yer kapladığını, bir hacmi olduğunu görürüz. Sadece parçalanan hidrokarbonların oksijene bağlanırken etrafa saçtığı moleküler enerji, yani ısı ve ışıktan ibarettir. Rengi mavidir. O turuncu gördüğümüz parlayan kısmı da düzensiz yanan bir ateşin içindeki katı mikropartiküllerin sıcaklıktan ötürü köz gibi kızarıp parlamasından ötürü turuncudur. Yani herşey bir görsel illüzyon.



  Görüşmek üzere..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kaotik Evren teorisi ve bilimdeki duvar

 Ünlü Kaos teorisini duymuşsunuzdur. Başlangıç koşulları ve parametrelerine aşırı duyarlı,  hesaplanamaz karmaşıklığa doğru evrilen her türlü sistem için kullanılır.   Kaos kuramını bir sistemde işletebilmek için iki veya daha fazla parametre ile sistem başlamalı, bu parametreler tekrarlayan ve süreğen etkileşimler içinde olmalı, etkileşim miktarı arttıkça sistem karmaşıklaşmalı, matematiksel olarak hesaplanamayacak bir kaosa sürüklenmeli.    Bir kelebeğin kanat çırpışı sistemin öbür ucunda öngörülemez fırtınalar kopartabilmeli...  Örneğin;  - fizikteki ünlü 3 cisim problemi -hava durumu tahminleri -borsa hareketleri -akışkan dinamikleri.....   Hava durumu tahminleri buna en güzel örneklerden birisi. Teknolojimizin o kadar gelişmesine ve bir o kadar gelişmiş süper bilgisayarlarla hesaplama gücüne erişmemize rağmen, belli bir şehirde bir gün sonraki hava durumunu %100 kesinlikte hesaplayamıyoruz. Bir saat sonrasını bile. Nokta atışı hesap...

Ölüm sonrası bilincimize ne olur? - 3

  Öncekiler;  ölüm fiziği  ,  devamı  Ölüm ötesi düşünceleri bunca zaman bilim dışında her şeyin konusu oldu.   Din, kült, Dogmatik felsefi akımlar, mitoloji, sahte bilim, alternatif bilim......   Peki gerçeklerden başka hiçbir şeyi vadetmeyen Bilimin bu konuda sözü yok mu?  Elbette var. Dogmatizmin tam zıttı olan bilim felsefesi ve metodolojisinin, insanın merak ettiği her konu ilgi alanına girer, girmiştir de..    Bilincin oluşumu, doğası hakkında daha önce bolca konuşmuştuk.  Genel ölüm ötesi tartışmalar hep 'bilinç bağımsız bir töz mü? yoksa evrenin açıklanabilir karmaşık bir efektinden ibaret mi? ' sorusu ekseninde dönüyordu. Çünkü töz dersek iki ihtimal vardı bunun olabilmesi için;   - ya fiziksel evrenin bir parçası değil, evren üstü zaman üstü bir öz ve evrenle iletişim içinde  - ya da evrenin henüz çözemediğimiz mekanizmalarının sonucu olarak fiziksel simetrinin olağan dışı kırılımı ile uzay-zamanın...

Ölüm sonrası bilincimize ne olur? - 2

  Önceki; ölüm fiziği  Çok metafizik bir yazı dizisi farkındayım. Bloğun genelinden anlaşılacağı üzere amacım, bilimde keşfedilse de görmezden gelinen ve felsefenin yetim kalmış ihtiyaçlarını açığa çıkarmak. Agnostik bir çizgideyim.   Evren nasıl bir sistemdir?   Evrenimizi kapalı bir sistem olarak düşünürüz. Çünkü yaptığımız bilim yerel bazda baktığımızda ancak bu şekilde işlevsel açıklamalar getirir. Sonuçta kabul ettiğimiz şey evrenin bir başlangıcı olduğu ve bilinen herşeyin bir patlamayla meydana geldiği.  Ancak kabul ettiğimiz başka gerçekler de var. Mesela big-bang ten bahsederken sandığımız gibi evren bir tekillikten doğmadı. Matematik denklemleri öyle söylese de 10 üzeri -36. cı saniyeden öncesinin tam bir belirsizlik, sisli bir bulut olması, daha öncesi adına şu anki bilimin sona ermesi.  Bu durumda evrenin kapalı bir sistem olması da kesinlik kazanmamış bir düşünceye dönüşüyor.   Ancak elimizdeki bilgilerle kapalı sistem olduğunu düşünm...